Genel Kültür kategorisinde Komünist Parti Manifestosu konusu , Karl Marx ve Friedrich Engels (1848) Komünist Parti Manifestosu Avrupa'da bir hayalet dolaşıyor - Komünizm hayaleti. Avrupa'nın tüm eski güçleri bu hayalete karşı kutsal bir sürgün avı için ittifak halindeler ...
| |||||||
| Üye Ol | FlashChat | Bloglar | Üye Listesi | Arama | Yeni Mesajlar | Forumları Okundu İsaretle |
| | #1 (permalink) |
| Karl Marx ve Friedrich Engels (1848) Komünist Parti Manifestosu Avrupa'da bir hayalet dolaşıyor - Komünizm hayaleti. Avrupa'nın tüm eski güçleri bu hayalete karşı kutsal bir sürgün avı için ittifak halindeler Papa ile Çar Metternich ile Guizot Fransız radikalleri ile Alman polisleri.İktidardaki rakiplerince çığlık çığlığa komünist diye saldırılmayan hiçbir muhalefet partisi var mı? Daha ilerici muhaliflere olduğu gibi gerici rakiplerine de damgalayıcı bir komünizm suçlamasıyla karşılık vermeyen hiçbir muhalefet partisi var mı?Bu gerçeklikten iki şey çıkıyor. Komünizm artık tüm Avrupa güçlerince bir güç olarak kabul edilmiştir.Komünistlerin bakış tarzlarını amaçlarını ve eğilimlerini tüm dünya önünde açıkça ortaya koymaları ve Komünizm hayaleti masalının karşısına bir parti manifestosuyla bizzat çıkmalarının tam zamanıdır.Bu amaçla en değişik milliyetlerden Komünistler Londra'da toplandılar ve İngilizce Fransızca Almanca İtalyanca Flamanca ve Danimarka dilinde yayınlanmak üzere aşağıdaki manifestoyu oluşturdular. | |
| | |
| | #2 (permalink) |
| I - Burjuvalar ve Proleterler [ 1 ] Bugüne kadarki tüm toplum [ 2 ] tarihi sınıf mücadeleleri tarihidir.Özgür ile köle patrisyen ile pleb senyör ile serf lonca ustası ile çırak kısacası ezen ile ezilen birbiriyle sürekli bir karşıtlık içinde bulunmuş birbirine karşı gizli ya da açık kesintisiz bir mücadele sürdürmüş bu mücadele ya tüm toplum yapısının devrimci bir dönüşümüyle ya da mücadele eden sınıfların hep birlikte çöküşüyle sonuçlanmıştır.Tarihin daha önceki dönemlerinde hemen her yerde toplumun değişik katmanlara tam bir ayrılmışlığını toplumsal konumların çeşitli basamaklara ayrılmasını görüyoruz. Eski Roma'da patrisyenler şövalyeler plebler köleler; ortaçağda feodal beyler vasaller lonca ustası çıraklar serfler; üstelik hemen her bir sınıf da kendi içinde özel bir basamaklılık gösteriyor.Feodal toplumun çökmesiyle oluşan modern burjuva toplumu sınıf karşıtlığını ortadan kaldırmış değil. Yalnızca eskilerin yerine yeni sınıflar yeni ezme koşulları yeni mücadele biçimleri getirmiştir.Ne var ki burjuvazinin dönemi olan çağımızın başlıca özelliği sınıf karşıtlıklarını basitleştirmiş olmasıdır. Giderek toplumun tümü birbirine düşman iki safa birbirine doğrudan karşıt iki büyük sınıfa ayrılıyor: Burjuvazi ile proletarya.Ortaçağın serflerinden ilk kentlerin imtiyazlı köylüleri imtiyazlı köylülükten de burjuvazinin ilk unsurları oluştu.Amerika'nın keşfi Afrika'nın gemiyle dolanılması yükselen burjuvaziye yeni bir alan yarattı. Doğu Hint ve Çin pazarı Amerika'nın sömürgeleştirilmesi sömürgelerle alışveriş mübadele araçlarında ve genel olarak metadaki artış ticarete gemiciliğe sanayiye görülmemiş bir yükselme getirdi ve böylece de yıkılmakta olan feodal toplumun içindeki devrimci öğeye hızlı bir gelişme sağladı.Sanayide o zamana kadarki feodal veya lonca yapılı işletme tarzı yeni pazarlarla büyüyen talebi karşılamaz oldu. O yapıların yerini manüfaktür aldı. Sanayi orta kesimi lonca ustalarını bir kenara itti; işin değişik korporasyonlar arasında bölünmesi işin her bir atölyenin kendi içindeki bölünmesi önünde yitip gitti.Ama pazarlar sürekli büyüyor talep sürekli yükseliyordu. Manüfaktür de yetmez oldu. İşte bu noktada buhar ve makineleşme sanayi üretimine devrim getirdi. Manüfaktürün yerini modern büyük sanayi alırken sanayi orta kesiminin yerini de endüstri milyonerleri tüm sanayi ordularının patronları modern burjuvazi aldı.Büyük sanayi Amerika'nın keşfinin hazırladığı dünya pazarını oluşturdu. Dünya pazarı ise ticarete gemiciliğe kara ulaşımına ölçüsüz bir gelişme sağladı. Bu da yine sanayiyi geliştirici etki yaptı ve sanayinin ticaretin gemiciliğin demiryollarının genişlemesi ölçüsünde burjuvazi de gelişti sermayesini artırdı ortaçağdan kalma tüm sınıfları geriye itti.Demek ki modern burjuvazinin kendisinin de nasıl uzun bir gelişme sürecinin üretim ve değişim tarzlarındaki bir dizi dönüşümlerin ürünü olduğu görülüyor işte.Burjuvazinin bu gelişim basamaklarının her birini ona uyan bir politik ilerleme izliyordu. Feodal beylerin egemenliğinde baskı altındaki bir kesim komün[ 3 ] içinde silahlı ve kendi kendini yöneten birlik şurada bağımsız kent cumhuriyeti orada monarşiye karşı vergi yükümlüsü üçüncü kesim sonra manüfaktür döneminde mutlak veya meşruti monarşilerde soylulara karşı denge gücü bütünüyle büyük monarşilerin temeli olarak burjuvazi mücadelesinin sonucunda nihayet büyük sanayinin ve dünya pazarının oluşturulmasıyla modern temsili devlette siyasal iktidarı tek başına ele geçirdi. Modern devlet gücü tüm burjuva sınıfının ortak işlerini yürüten bir komiteden ibarettir.Burjuvazi tarihte son derece devrimci bir rol oynamıştır.İktidara geldiği her yerde burjuvazi tüm feodal babaerkil kırsal ilişkileri darmadağın etmiştir. İnsanları doğal efendilerine düğümleyen cicili bicili feodal kordonları acımasızca koparıp atmış ve insan ile insan arasında kupkuru çıkar dışında duygusuz "nakit ödeme" dışında hiçbir bağ bırakmamıştır. Dindar esrikliğin kutsal ürpertilerini de şövalyece yüksek heyecanları da dar kafalı burjuva duygusallığını da bencil hesapçılığın buz gibi suyunda boğmuştur. Kişisel saygınlığı değişim değerine indirgemiş sayısız belgeli ve kazanılmış özgürlüklerin tümünün yerine tek bir özgürlüğü vicdansız ticaret özgürlüğünü koymuştur. Kısacası burjuvazi dinsel ve siyasal gözbağlarıyla üstü örtülü sömürünün yerine apaçık utanmaz dolaysız çıplak sömürüyü geçirmiştir.Bugüne dek üstün değer verilen ve sofuca bir ürküntüyle bakılan ne kadar eylem varsa burjuvazi bunların hepsinin üstündeki kutsallık örtüsünü çekip atmıştır. Doktoru da hukukçuyu da rahibi de şairi de iktisatçıyı da kendi ücretli emekçisi haline getirmiştir.Burjuvazi aile ilişkilerinin yürek titreten duygu dolu peçesini yırtmış ve onu düz para ilişkisine indirgemiştir.Burjuvazi ortaçağda gericiliğin öylesine hayranlığını uyandıran kaba kuvvet gösterisinin maskesini indirip ona nasıl hantalca bir ayı postunun yakıştığını açığa çıkarmıştır. İnsan eyleminin neleri başarabileceğini ilk kanıtlayan burjuvazi olmuştur. Mısır'ın piramitlerinden Roma'nın su kanallarından ve gotik katedrallerden çok başka harikalar yaratmış Kavimler Göçünden ve Haçlı Seferlerinden çok başka seferler gerçekleştirmiştir.Üretim araçlarında dolayısıyla üretim ilişkilerinde ve dolayısıyla tüm toplumsal ilişkilerde sürekli devrim yapmaksızın burjuvazi var olamaz. Buna karşılık eski üretim tarzının değişmeksizin korunması da tüm eski sanayi sınıflarının ilk varoluş koşuluydu. Üretimde sürekli dönüşüm tüm toplumsal kesimlerin aralıksız sarsıntıya uğratılması sonsuz güvensizlik ve hareket burjuva döneminin tüm ötekilerden ayırt edici niteliğidir. Tüm yerleşmiş ilişkiler doğurdukları eski değer yargıları ve görüşlerle birlikte çözülüp dağılmakta yeni oluşanlarsa daha kemikleşemeden eskimektedir. Kalıcı ve duran ne varsa buharlaşıyor kutsal diye ne varsa kutsallıktan düşüyor ve insanlar nihayet yaşam tavırlarına karşılıklı ilişkilerine ayılmış gözlerle bakmak zorunda kalıyorlar.Sürekli genişleyen sürüm ihtiyacını karşılamak için burjuvazi yeryuvarlağının bütününe el atmakta. Her yerde yerleşmesi her yerde yapılaşması her yerde bağlantılar kurması gerekiyor.Burjuvazi dünya pazarını sömürmek yoluyla tüm ülkelerin üretim ve tüketimini kozmopolitleştirdi. Gericilerin çok üzülecekleri biçimde ulusal zemini sanayinin ayağının altından çekiverdi. En eski ulusal sanayiler yok edildi ve hâlâ her gün yok ediliyor. Her uygar ulusun bir yaşamsal sorun olarak ithal etmesi gereken ve artık yerli hammaddeyi değil en uzak bölgelerin hammaddelerini işleyip mamulünün de yalnız kendi ülkesinde değil dünyanın her yerinde birden tüketildiği yeni sanayiler o eski ulusal sanayileri bir kenara itiyor. Yerli imalatla karşılanan eski ihtiyaçların yerini de en uzak ülke ve iklimlerin ürünleriyle ancak giderilebilecek ihtiyaçlar alıyor. Eski yerel ve ulusal kapalılık ve kendine yeterlik yerine de ulusların her yönde hareketliliği ve her yönde birbirine bağımlılığı geçmekte. Üstelik yalnız maddi üretimde değil manevi üretimde de bu böyle. Ayrı ayrı ulusların manevi ürünleri ortak mülk oluyor. Ulusal tek yanlılık ve sınırlılık artık mümkün değil pek çok ulusal ve yerel edebiyattan bir dünya edebiyatı oluşmakta.Tüm üretim araçlarını hızla geliştirerek ve ulaşımı iletişimi sonsuz kolaylaştırarak burjuvazi en barbar ulusları da uygarlığa çekiyor. Ürettiği mallara koyduğu ucuz fiyatlar tüm Çin Seddini temelden yıkacak barbarların en inatçı yabancı düşmanlıklarını teslime zorlayacak ağır toplardır. Burjuvazi tüm ulusları eğer yerle bir olmak istemiyorlarsa burjuva üretim tarzına uymaya zorluyor; uygarlık diye kendi uygarlığını ithal etmeye yani burjuva olmaya zorluyor onları. Tek kelimeyle kendi istediği gibi bir dünya yaratıyor kendine.Burjuvazi kırı kent egemenliği altına soktu. Koskoca kentler yarattı kentli nüfusu kırsal nüfusa göre büyük oranda artırdı ve böylece nüfusun önemli bir bölümünü kırsal yaşamın bönlüğünden kopardı. Köyü kente bağımlı kıldığı gibi barbar ve yarı barbar ülkeleri uygar ülkelere ve köylü halkları burjuva halklara Doğuyu da Batıya bağımlı hale getirdi.Üretim araçlarının mülkiyetin ve nüfusun parçalılığını adım adım ortadan kaldırıyor burjuvazi. Nüfusu bir çimento bağlamında bütünleyip üretim araçlarını merkezleştiriyor ve mülkiyeti az kişinin ellerinde yoğunlaştırıyor. Bunun zorunlu sonucu ise siyasal merkezleşmeydi. Çıkarları yasaları hükümetleri ve gümrükleri farklı bağımsız hemen yalnızca ittifakları olan eyaletler tek ulus tek hükümet tek yasa tek ulusal sınıf çıkarı tek gümrük sınırı içine sıkıştırıldı.Burjuvazi yüz yılı ancak bulan sınıf egemenliği süresinde daha önceki kuşakların toplamından daha kitlesel ve daha muazzam üretim güçleri oluşturdu. Doğa güçlerinin dizginlenmesi makineleşme sanayide ve tarımda kimyanın kullanılması buharlı gemi işleyişi demiryolları elektrikli telgraflar dünyanın her bölümünde toprağın işlenebilir hale getirilmesi ırmakların ulaşım için düzenlenmesi yerinden koparılan bütün insan toplulukları —daha önceki hangi yüzyıl toplumsal emeğin bağrında böylesine üretim güçlerinin yattığını sezmiştir!Dernek ki gördük işte: Burjuvazinin o temele dayanarak kendini ortaya çıkardığı üretim ve değişim araçları feodal toplumda oluşmuştu. Ancak bu üretim ve değişim araçlarının belli bir gelişim aşamasında feodal toplumun üretim ve mübadelesini dayadığı ilişkiler tarımın ve imalatın feodal örgütlenişi tek kelimeyle feodal mülkiyet ilişkileri artık o gelişmiş üretici güçlere uymaz oldu. Bu ilişkiler üretime destek olacağına onu frenliyordu. Giderek bir o kadar çok kelepçelere dönüştü bu mülkiyet ilişkileri. Kelepçelerin parçalanması gerekiyordu parçalandı.Onun yerini serbest rekabet ile ona uygun toplumsal ve siyasal düzen burjuvazinin siyasal ve ekonomik egemenliği aldı.Şimdi gözlerimizin önünde benzer bir hareket cereyan ediyor. Burjuva üretim ve değişim koşulları burjuva mülkiyet ilişkileri öylesine büyük üretim ve değişim araçlarını oluşturma büyüsünü başarmış o burjuva toplumu yer altından kendi çağırdığı güçlere artık hükmedemez olan cinci hocalara dönmüş durumda. On yıllardan beri sanayi ve ticaretin tarihi modern üretici güçlerin modern üretim ilişkilerine karşı burjuvazinin ve burjuva egemenliğinin yaşam koşullarını oluşturan bu mülkiyet ilişkilerine karşı başkaldırısının tarihidir yalnızca. Periyodik yinelenmeleriyle tüm burjuva toplumunun varlığını sürekli artarak tehdit eden ve sorgulayan ticaret krizlerini anmak yeter. Ticaret krizlerinde yalnız üretilen ürünlerin değil oluşturulmuş üretici güçlerin de büyük kesimi düzenlice yok oluyor. Krizlerde öyle bir toplumsal bulaşıcı hastalık ortaya çıkıyor ki bu hastalık tüm daha önceki dönemler için saçma görünürdü —aşırı üretim denen salgın hastalık. Toplum bir anda kendini barbarlık durumuna düşürülmüş buluyor; bir kıtlık genel bir yok etme savaşı tüm yaşamsal maddeleri toplumun elinden almış görünüyor; sanayi ticaret yok edilmiş görünüyor niçin? O toplum aşırı uygarlığa aşırı geçim aracına aşırı sanayiye aşırı ticarete sahip diye. Elinin altındaki üretici güçler burjuva mülkiyet ilişkilerini desteklemeye hizmet etmiyor artık; tam tersine bu güçler o ilişkilere büyük gelmeye başlamıştır engellenirler; engellerden kurtuldukları zaman ise tüm burjuva toplum düzenini bozuyorlar burjuva mülkiyetin varlığını tehlikeye sokuyorlar. Burjuva ilişkiler kendi ürettiği zenginliği kucaklamaya yetmeyecek kadar daralmış. Burjuvazi krizleri ne yolla aşıyor? Bir yandan üretici güçlerin büyük bölümünü zorla yok etme öbür yandan yeni pazarlar fethetme ve mevcut pazarları daha dibine kadar sömürme yollarıyla. Yani? Daha çok yönlü ve daha büyük krizleri hazırlama ve krizleri önleyici araçları daha da azaltma yoluyla.Burjuvazinin feodalizmi yere sermede kullandığı silahlar şimdi burjuvazinin kendisine yönelmiş durumda. Böylece burjuvazi kendi ölümünü getirecek silahları yapmakla kalmayıp o silahları kullanacak insanları da yaratmıştır —modern işçileri proleterleri!Burjuvazi yani sermaye ne oranda gelişirse ancak iş buldukları sürece yaşayan ve ancak emekleriyle sermayeyi artırdıkları sürece iş bulan proletarya da yani modern işçi sınıfı da o oranda gelişiyor. Kendilerini parça başı satışa sunmak zorunda olan bu işçiler herhangi bir başka ticari eşya gibi bir metadırlar dolayısıyla rekabetteki tüm değişmelere tüm pazar dalgalanmalarına terk edilmişlerdir.Proleterlerin yaptığı iş makineleşmenin genişlemesi ve işbölümü sonucu işçiler için her çeşit özerk karakterini ve dolayısıyla her çeşit çekiciliğini yitirmiştir. Proleter kendisinden yalnızca en basit en tek düze en kolay öğrenilebilen bir el hareketi istenen makinenin bir eklentisinden ibarettir. Dolayısıyla işçinin maliyeti hemen yalnızca hayatını ve soyunu sürdürmesi için zorunlu geçim araçları kadardır. Oysa bir metanın fiyatı dolayısıyla emeğin fiyatı[ 4 ] da o metanın üretim maliyetine eşittir. Bu yüzden işin sevilmezliği arttığı oranda işçinin ücreti de düşer. Bunun da ötesinde makineleşme ve iş bölümü arttığı oranda ister çalışma saatlerinin artması ister aynı çalışma süresi içinde istenen işin artması makinelerin işleyiş hızının yükselmesi nedeniyle olsun işin miktarı da artar.Modern sanayi babaerkil ustanın küçük atölyesini sanayi kapitalistinin büyük fabrikasına dönüştürmüştür. Fabrika içine tıkılmış işçi kitleleri askerce organize edilirler. Sıradan sanayi erleri olarak tam bir astsubaylar ve subaylar hiyerarşisinin denetimi altında tutulurlar. İşçiler yalnız burjuvazinin ve burjuva devletinin köleleri olmakla kalmaz her gün ve her saat makinenin postabaşının ve öncelikle de şahsen fabrikatör burjuvanın kendisinin kölesi durumuna düşerler. Amacının kazanç olduğunu ne kadar açık ilan ederse bu despotluk bir o kadar daha aşağılık tiksindirici ve öfke verici olur.Kol emeği daha az ustalık ve daha az güç kuvvet ister duruma geçtikçe yani modern sanayi geliştikçe kadın emeği de erkek emeğini o kadar geriye itmektedir. İşçi sınıfı için cinsiyet ve yaş farklarının toplumsal bir geçenliği yoktur artık. Yaşa ve cinsiyete göre maliyeti değişen iş araçları vardır o kadar.İşçinin fabrikatör tarafından sömürülmesi ücretini nakden aldığı anda bitince bu kez de burjuvazinin öteki kesimleri ev sahibi bakkal rehinci vb. yüklenir tepesine.Bugüne kadarki küçük orta kesimler küçük sanayiciler küçük tüccar ve rantiyeler zanaatçı ve köylüler tüm bu sınıflar kısmen küçük sermayeleri büyük sanayiye yetmediğinden büyük kapitalistlerle rekabet edemedikleri için kısmen de ustalıkları yeni üretim tarzları karşısında değer yitirdiği için proletaryanın içinde bulurlar kendilerini. Böylece proletaryaya toplumun her sınıfından katılım olur.Proletarya çeşitli gelişini basamaklarından geçer. Burjuvaziye karşı mücadelesi var oluşuyla başlamıştır.Kendilerini doğrudan sömüren burjuva kişiye karşı başlangıçta tek tek işçiler sonra bir fabrikanın işçileri sonra da bir bölgenin bir işkolundaki tüm işçiler mücadeleye girer. Saldırıları yalnızca burjuva üretim ilişkilerine karşı değildir üretim araçlarına da saldırı yöneltirler; rekabet halindeki yabancı malları yok ederler makineleri tahrip ederler fabrikaları yakarlar işçinin ortaçağdaki konumunu yeniden elde etmesi için uğraşırlar.Bu aşamada işçiler tüm ülkeye dağılmış ve rekabet yüzünden parçalanmış bir kitle durumundadır. İşçilerin kitlesel birlikteliği henüz kendi birleşmelerinin bir sonucu değil kendi siyasal amaçları uğruna tüm proletaryayı harekete geçirmek zorunda kalan ve zaman zaman bunu hâlâ başarabilen burjuvazinin birleşmesinin bir sonucudur. Dolayısıyla bu aşamada proleterlerin mücadelesi düşmanlarına karşı değil düşmanlarının düşmanlarına mutlakçı monarşinin kalıntılarına toprak sahiplerine sanayici olmayan burjuvalara küçük burjuvalara karşıdır. Böylece tüm tarihsel hareket burjuvazinin ellerinde yoğunlaşmıştır; bu yolla elde edilen her zafer burjuvazinin zaferidir.Ne var ki sanayinin gelişmesiyle proletarya yalnızca çoğalmakla kalmaz; giderek daha büyük kitleler halinde yoğunlaşır gücü artar ve gücünü daha fazla duyumsamaya başlar. Makineleşme giderek iş ayrımlarını törpüledikçe ve ücretler hemen her yerde aynı düşük düzeye indikçe proletaryanın kendi içindeki çıkarlar ve yaşam durumları da giderek daha bir eşitlenir. Burjuvaların kendi aralarındaki rekabet ve bundan doğan ticaret krizleri işçi ücretlerinde sürekli daha fazla dalgalanmaya neden olur; makineleşmenin artan bir hızla gelişmesi ve sürekli daha iyileşmesi işçilerin bütün yaşamsal konumlarını güvensizleştirir; tek tek işçilerle tek tek burjuvalar arasındaki çatışmalar giderek daha çok iki sınıf arasındaki çatışma niteliğine varır. İşçiler burjuvalara karşı koalisyonlar [İngilizcesinde: Birlikler (sendikalar) —çev.] oluşturmaya başlarlar; ücret mücadelesini birlikte verirler. Ara ara yükselen isyanları beslemek için kendi içlerinde sürekli birlikler oluştururlar. Yer yer mücadele ayaklanma boyutuna varır.Zaman zaman işçilerin kazandığı olur ama bu zafer geçicidir. İşçilerin mücadelesinin esas sonucu o anki başarı değil sürekli genişleyen birleşmeleridir. Bu birleşmeye büyük sanayinin ürettiği ve değişik yerlerdeki işçilerin birbirleriyle bağlantısını sağlayan gelişen ulaşım ve iletişim araçları da yardımcı olur. Zaten aynı nitelikteki pek çok yerel mücadelenin ulus ölçeğinde bir mücadele bir sınıf mücadelesi olarak yoğunlaşması için yalnızca birleşmeye ihtiyacı vardı. Ama her sınıf mücadelesi siyasal bir mücadeledir. Ve ortaçağ kentlilerinin o zaman ancak komşu yerleşimleri birbirine bağlayabilen yol koşullarında yüzyıllarını alacak bu birleşmeyi modern proleterler demiryolları sayesinde birkaç yılda başarabiliyorlar.Proleterlerin bir sınıf olarak ve böylece bir siyasal parti olarak örgütlenmeleri işçilerin kendi aralarındaki rekabet yüzünden her an yeniden parçalanıyor. Ama her seferinde yine oluşuyor daha güçlü daha sıkı ve daha büyük çapta. Burjuvazinin kendi içindeki çatlakları kullanarak onu işçilerin tek tek çıkarlarını yasa düzeyinde tanımaya zorlayabiliyor. Örneğin İngiltere'de on saatlik iş günü yasası gibi.Eski toplumdaki çatışmalar esasen proletaryanın gelişme sürecine birçok yönden katkı sağlamıştır. Burjuvazi sürekli bir mücadele içindedir: başta aristokrasiye karşı; daha sonra çıkarları sanayinin ilerlemesiyle çelişen burjuva kesimlerine karşı; her zaman dış ülkeler burjuvazilerine karşı. Tüm bu mücadelelerinde burjuvazi proletaryaya başvurmak gereğini duyar onu yardıma çağırır ve böylece proletaryayı politikanın içine çeker. Demek ki kendi eğitiminin öğelerini yani kendisine karşı kullanılacak silahları proletaryanın eline bizzat kendisi verir.Bunun dışında gördüğümüz gibi sanayinin ilerlemesiyle egemen sınıfın pek çok kesimleri bütünüyle proletaryanın içine fırlatılırlar ya da en azından yaşam koşulları bu tehdit altındadır. Bunlar da proletaryaya pek çok eğitim öğesi sunar.Nihayet sınıf mücadelesi belirleyici sona yaklaşınca egemen sınıfın kendi içindeki çözülme süreci tümüyle eski toplumun çözülme süreci öylesine şiddetli ve keskin bir niteliğe varır ki egemen sınıfın küçük bir bölümü ondan koparak geleceği elinde taşıyan devrimci sınıfın safına geçer. Nasıl geçmişte bu yüzden soyluların bir bölümü burjuvazinin saflarına geçmişse şimdi de burjuvazinin bir bölümü özellikle de tarihsel hareketin bütününü kuramsal olarak kavrama yolunda çalışmış bir kısım burjuva ideologu proletarya saflarına geçmektedir.Günümüzde burjuvazinin karşısında yer alan tüm sınıflar içinde yalnızca proletarya gerçekten devrimci sınıftır Öteki sınıflar göçüp gitmekte ve büyük sanayinin gelişimiyle çökmektedirler proletarya ise büyük sanayinin en kendine özgü ürünüdür.Orta kesimler küçük sanayici küçük tüccar zanaatçı köylü hepsi orta kesim olarak varlığını çöküşe karşı güvenceye almak için mücadele eder burjuvaziyle. Demek ki bunlar devrimci değil tutucudurlar. Dahası gericidirler tarihin çarkını geriye doğru döndürmeye uğraşıyorlar. Eğer devrimci iseler proletaryaya geçiş önlerinde durduğu içindir bu ve o zaman şimdiki çıkarlarını değil gelecekteki çıkarlarını savunurlar proletaryanın bakış konumuna geçmek üzere kendi konumlarını terk ederler.Lümpen proletaryaya gelince eski toplumun bu en alt katmanlarındaki pasif çürümüşlük bir proleter devrim sayesinde yer yer hareketin içine savrulsa da yaşam tarzının bütünü gereği gerici çabalara satılmaya daha istekli olacaktır.Eski toplumun varlık koşulları proletaryanın varlık koşulları içinde zaten yok edilmiş durumda. Proleter mülksüzdür; karısı ve çocuklarıyla ilişkisinde artık burjuva aile ilişkileriyle ortak hiçbir yan yoktur; İngiltere'de nasılsa Fransa'da da aynı olan Amerika'da nasılsa Almanya'da da aynı olan modern sanayi işçiliği sermayenin boynuna geçirdiği bu modern boyunduruk proleterin üstünden her çeşit ulusal karakteri sıyırıp atmıştır. Yasalar da ahlak da din de proleter için ardında bir o kadar burjuva çıkarları gizlenmiş burjuva önyargılarıdır.Egemenliği ele geçiren tüm daha önceki sınıflar kazanmış oldukları yaşam konumunu bütün toplumu bu kazanımın buyruğu altına sokarak güvenceye almaya bakmışlardır. Proleterler ise üretici güçleri ancak o zamana kadarki kendi mülk edinme tarzlarını ve böylece o zamana kadarki tüm mülk edinme tarzlarını ortadan kaldırarak ele geçirebilirler. Proleterlerin güvenceye alacak hiçbir şeyleri yoktur o ana kadarki özel güvencelerin ve özel sigortaların hepsini tahrip etme zorunlulukları vardır.Şimdiye kadarki tüm hareketler azınlıktakilerin hareketiydi veya azınlıktakilerin çıkarına hareketlerdi. Proleter hareket ise son derece büyük bir çoğunluğun son derece büyük bir çoğunluk çıkarı adına giriştiği özerk harekettir. Şimdiki toplumun en alt katmanı olan proletarya resmi toplumu oluşturan katmanların tüm üstyapısını bütünüyle havaya uçurmadıkça doğrulamaz ayağa kalkamaz.İçerik açısından değilse de biçim açısından proletaryanın burjuvaziye karşı mücadelesi ilk aşamada ulusaldır. Her ülkenin proletaryası elbette önce kendi burjuvazisiyle hesaplaşmak durumundadır. Proletaryanın gelişmesinin genel evrelerini çizerek mevcut toplumun içindeki az ya da çok gizli iç savaşı açık bir devrimin patlak verdiği ve burjuvazinin zorla devrilerek proletaryanın kendi egemenliğini kurduğu noktaya kadar izledik.Gördük ki şimdiye kadar toplumların hepsi ezen ve ezilen sınıfların karşıtlığına dayanmaktaydı. Ama bir sınıfı ezebilmek için ona en azından kölece varlığını sürdürebileceği koşulları sağlamak gerekir. Serf serflik döneminde komün üyeliğine yükselmeye çalışmıştır nasıl feodal mutlakıyet boyunduruğu altında küçük burjuva da burjuvalığa çıkmışsa. Buna karşılık modern işçi endüstrinin ilerlemesiyle kalkınacağına kendi sınıfının koşullarının da daha altına düşmektedir sürekli. İşçi sefilleşiyor ve sefalet toplumdan ve zenginlikten daha hızla gelişiyor. Böylece apaçık ortaya çıkıyor ki burjuvazi daha uzun süre toplumun egemen sınıfı olarak kalma ve kendi varoluş koşullarını topluma düzenleyici yasa olarak dayatma yetisinde değil. Burjuvazi egemenliğini sürdürme yetisinde değil çünkü kölesine köle olarak bile var olma güvencesi veremiyor çünkü köleyi o kendisini besleyeceğine kendisi onu beslemek zorunda olduğu bir duruma düşürüyor elinde olmaksızın. Toplum artık burjuvazinin sultasında yaşayamaz yani burjuvazinin varlığı toplum tarafından taşınabilir gibi değil.Burjuva sınıfının esas varlık ve egemenlik koşulu servetin özel ellerde birikmesidir sermayenin oluşması ve artmasıdır; sermayenin koşulu ise ücretli emektir. Ücretli emek yalnızca işçilerin kendi aralarındaki rekabete dayalı. Taşıyıcısı ister istemez ve engelsizce burjuvazi olan sanayinin ilerlemesi işçilerin rekabet yoluyla yalıtılması yerine onları bir araya getirerek devrimci birleşimlerini sağlamakta. Demek ki büyük sanayinin gelişmesiyle burjuvazinin üretim yaptığı ve ürünü sahiplendiği kendi temeli ayağının altından çekilmekte. Burjuvazi her şeyden önce kendi mezar kazıcılarını üretiyor. Onun yıkılması da proletaryanın zaferi de aynı oranda kaçınılmaz. | |
| | |
| | #3 (permalink) |
| II - Proleterler ve Komünistler Komünistlerin proleterlerle ilişkisinin aslı nedir? Öteki işçi partileri karşısında komünistler özel bir parti değildir. Komünistlerin tüm proletaryanın çıkarlarından ayrı bir çıkarları yoktur.Proletarya hareketini biçimlemek üzere özel ilkeler koymazlar. Komünistlerin öteki proletarya partilerinden tek ayrıldıkları nokta bir yandan proleterlerin çeşitli ulusal mücadeleleri içinde tüm proletaryanın ulusallıktan bağımsız ortak çıkarlarını öne getirerek geçerli kılmaları öbür yandan da burjuvazi ile proletarya arasında yürüyen mücadelede her zaman hareketin bütününün çıkarlarını temsil ediyor olmalarıdır.Demek ki komünistler pratikte bütün ülkelerin işçi partilerinin en kararlı hep ileriye götüren kesimleridir; kuramsal olarak komünistler proletaryanın öteki kitleleri önünde proleter hareketin koşullarını gidişini ve genel sonuçlarını gören bir öncüllüğe sahiptir.Tüm öteki proletarya partileri gibi komünistlerin de ilk amacı: proletaryanın sınıf düzeyinde oluşması burjuva egemenliğinin yıkılması ve proletaryanın siyasal iktidarı ele geçirmesi.Komünistlerin kuramsal ifadeleri asla şu ya da bu dünya düzelticisinin icat ettiği ya da keşfettiği fikirlere ilkelere dayanmaz.Onların söyledikleri yalnızca mevcut bir sınıf mücadelesinin gözler önünde cereyan eden bir tarihsel hareketin somut ifadeleridir. Şimdiye kadarki mülkiyet ilişkilerinin ortadan kaldırılması hiç de komünizmin ayırt edici bir özelliği değildir.Tüm mülkiyet ilişkileri sürekli bir tarihsel dönüşüme sürekli bir tarihsel değiştirmeye tabi olmuşlardır.Örneğin Fransız Devrimi burjuva mülkiyet hatırına feodal mülkiyeti ortadan kaldırmıştır.Komünizme özgü olan bütünüyle mülkiyetin kaldırılması değil burjuva mülkiyetinin kaldırılmasıdır.Ama modern burjuva özel mülkiyeti ürünlerin sınıf karşıtlıklarına dayalı birinin ötekini sömürmesine dayalı biçimde üretilmesinin ve sahiplenilmesinin en son ve en tam ifadesidir.Bu anlamda komünistler kuramlarını: özel mülkiyetin kaldırılması diye tek bir sözle özetleyebilirler. Biz komünistler kişisel olarak kazanılmış kişinin kendi çalışmasıyla elde edilmiş mülkiyeti ortadan kaldırmak istemekle suçlandık; her çeşit bireysel özgürlüğü bireysel edimi ve bireysel özerkliği meydana getiren şeymiş mülkiyet.Kişisel çalışmayla elde edilmiş hakkıyla kazanılmış kişisel kazançla edinilmiş mülkiyet! Burjuva mülkiyetinden önce var olan küçük burjuva küçük köylü mülkiyetinden mi söz ediyorsunuz? Onu bizim kaldırmamıza gerek yok ki sanayinin gelişmesi ortadan kaldırdı onu gün geçtikçe daha da kaldırmakta.Yoksa modern burjuva özel mülkiyetinden mi söz ediyorsunuz? Peki ücretli emek proleterin emeği mülk sağlıyor mu kendisine? Asla. Onun emeği sermaye yaratıyor yani ücretli emeği sömüren mülkiyeti sağlıyor yalnızca yeniden sömürmek üzere yeni ücretli emek üretmesi halinde artabilen mülkiyeti. Bugünkü biçimiyle mülkiyet sermaye ile ücretli emek arasındaki karşıtlıkta deviniyor. Bu karşıtlığın her iki yanını bir gözden geçirelim.Kapitalist olmak üretimde salt kişisel değil toplumsal bir konum almak demek. Sermaye ortaklaşa bir üründür ve ancak pek çok üyenin ortak edimiyle evet son tahlilde ancak toplumun tüm üyelerinin ortak edimiyle harekete geçirilebilir.Demek ki sermaye kişisel değil toplumsal bir güç.O halde sermaye toplumun üyelerinin tümüne ait olan bir ortak mülkiyete dönüştürülürse kişisel mülkiyet toplumsal mülkiyete dönüştürülmüş olmaz. Yalnızca mülkiyetin toplumsal karakteri değiştirilmiş olur. Sınıfsal karakterini yitirir.Gelelim ücretli emeğe: Ücretli emeğin ortalama fiyatı asgari ücrettir yani işçinin işçi olarak hayatta kalması için zorunlu olan geçim araçları toplamı. Öyleyse ücretli işçinin edimiyle sahip olduğu şey ancak onun çıplak hayatını yeniden üretmesine yeter. Emek ürünlerinin ancak doğrudan hayatı yeniden üretmek üzere böylesi kişisel mülkiyetini yani başkasının emeği üstünde egemenlik kurduracak net gelir bırakmayan kişisel mülkiyeti asla kaldırmak istiyor değiliz. Bizim istediğimiz yalnızca işçinin sırf sermayeyi artırmak için yaşadığı sırf egemen sınıfın çıkarının gerektirdiği kadar yaşadığı mülkiyetin bu rezil karakterini ortadan kaldırmak.Burjuva toplumunda canlı emek yalnızca birikmiş emeği artırmanın bir aracıdır. Komünist toplumda ise birikmiş emeği yalnızca işçilerin yaşam sürecini genişletmek zenginleştirmek geliştirmek için bir araçtır.Demek ki burjuva toplumda geçmiş bugüne hükmediyor komünist toplumdaysa bugün geçmişe hükmediyor. Burjuva toplumda çalışan birey özerk değilken kişisel değilken sermaye özerk ve kişiseldir.İşte bu koşulların ortadan kaldırılmasına burjuvazi kişiselliğin ve özgürlüğün ortadan kaldırılması diyor! Haklı da. Yalnız burjuva kişiselliğinin burjuva özerkliğinin burjuva özgürlüğünün kaldırılması söz konusu tabii.Şimdiki burjuva üretim ilişkileri içinde özgürlük deyince özgür ticaret özgür alış satış anlaşılmakta.Ama bezirgânlık düştü mü özgür bezirgânlık da düşer. Bizim burjuvazinin başka özgürlük çığırtkanlıkları gibi özgür bezirgânlık deyişleri de ancak bağımlı bezirgânlığa ortaçağın köleleştirilmiş yurttaşına karşı bir anlam ifade eder yoksa komünizmin bezirgânlığı ve burjuva üretim ilişkilerini ortadan kaldırması karşısında burjuvazinin kendisini ortadan kaldırması karşısında anlamı kalmaz.Özel mülkiyeti ortadan kaldırmak istiyoruz diye dehşete düşüyorsunuz. Oysa sizin mevcut toplumunuzda nüfusun onda dokuzunun özel mülkiyeti ortadan kaldırılmış durumda; özel mülkiyetiniz ancak onda dokuzun buna sahip olmaması sayesinde ayakta duruyor. Demek ki bizi suçlamanızın nedeni toplumun ezici çoğunluğunun mülksüz olmasını zorunlu koşul koyan bir mülkiyeti ortadan kaldırmak istememiz.Tek kelimeyle bizi sizin mülkiyetinizi ortadan kaldırmak istemekle suçluyorsunuz. Doğrusu istediğimiz de bu.Emek sermayeye paraya toprak rantına kısacası tekelleştirilebilir bir toplumsal güce dönüştürülemediği andan itibaren yani kişisel mülkiyet burjuva mülkiyetine geçirilemediği andan itibaren bireyin ortadan kaldırıldığını ilan ediyorsunuz.Birey deyince burjuvadan başka birini burjuva mülk sahibinden başka birini düşünmediğinizi itiraf ediyorsunuz demek ki. İşte o birey kalmamalı doğrusu.Komünizm kimsenin toplumsal ürünleri mülk edinme gücünü elinden almıyor yalnızca o mülkiyet yoluyla başkasının emeğini boyunduruğa sokma gücünü alıyor.Özel mülkiyetin ortadan kaldırılmasıyla tüm faaliyetin duracağı genel bir tembelliğin ortalığı kaplayacağı ileri sürüldü.Buna göre burjuva toplumu çoktan atalet yüzünden çökmüş olmalıydı; çünkü o toplumda kimler çalışıyorsa mülk edinemiyor kimler mülk sahibiyse çalışmıyor. Tüm bu kaygı sermaye olmadığı anda ücretli emek de olmaz totolojisine varır.Komünizmde maddi ürünlerin mülkiyet ve üretim tarzına karşı ileri sürülen tüm suçlamalar manevi ürünlerin mülkiyet ve üretimine de genişletildi. Burjuva için nasıl sınıf mülkiyetinin son bulması üretimin kendisinin son bulması demekse sınıf kültürünün son bulması da bütünüyle kültürün son bulması demek oluyor.Kaybına bu kadar üzüldüğü kültür ezici bir çoğunluk için makine haline gelme kültürü olmuş bile.Ama burjuva mülkiyetinin ortadan kaldırılmasını kendi burjuvaca özgürlük kültür hukuk tasarımlarınızla ölçerek tartışmayın bizimle. Sizin fikirleriniz bile burjuva üretim ve mülkiyet ilişkilerinin birer ürünü nasıl hukukunuz kendi sınıfınızın yasa düzeyine yükseltilmiş iradesinden ibaretse; bir irade ki içeriği kendi sınıfınızın maddi yaşam koşullarıyla belirlenmiş.Kendi üretim ve mülkiyet ilişkilerinizi üretimin geçirdiği tarihsel ilişkilerden koparıp genel geçer doğa ve akıl yasaları haline dönüştürdüğünüz ilginç tasarım göçüp gitmiş tüm egemen sınıfların da tasarımıydı. Antik dönem mülkiyeti için kavrayabildiğinizi feodal mülkiyet için kavrayabildiğinizi burjuva mülkiyeti için kavrayamaz oldunuz.Ailenin ortadan kaldırılması! En radikaller bile komünistlerin bu utanç verici niyetlerine ateş püskürüyorlar. Günümüzdeki aile burjuva ailesi neye dayanıyor? Sermayeye özel kazanca. Tam gelişmiş olarak yalnızca burjuvazi için var; ama proleterin ailesizliğe zorlanması ve kamusallaşmış fuhuş bütünlüyor onu.Bu bütünleyicileri olmadı mı burjuva ailesi de olmaz kuşkusuz ve sermaye olmadı mı her ikisi de olmaz. Ana babanın çocukları sömürmesini ortadan kaldırmak istiyoruz diye mi suçluyorsunuz bizi? Bu büyük suçumuzu itiraf ediyoruz. Ama ev içi eğitimin yerine toplumsal eğitimi getirerek en sıcak ilişkileri yok ettiğimizi söylüyorsunuz. Peki eğitiminizi bu toplumsal koşullar içinde yapmanızla olsun toplumun doğrudan ya da dolaylı müdahalesiyle olsun okul kanalıyla olsun vb. sizin eğitiminiz de toplumca belirlenmiyor mu? Toplumun eğitimi etkilemesi komünistlerin buluşu değil ki; komünistler yalnızca bu etkinin karakterini değiştiriyorlar eğitimi egemen sınıfın etkisinden koparıyorlar.Aile ve eğitim üstüne ana baba ile çocuklar arasındaki kutsal ilişkiler üstüne burjuva söylemleri büyük sanayi yüzünden proleterlerin tüm aile bağları parçalandıkça ve çocuklar adi ticaret metaına ve çalışma araçlarına dönüştükçe bir o kadar iğrençleşiyor.Ama siz komünistler kadınların ortaklaşalığını getirmek istiyorsunuz diye tüm burjuvazi koro halinde yüzümüze haykırmakta.Burjuva kendi karısını salt bir üretim aracı olarak görüyor. Dolayısıyla üretim araçları ortaklaşa kullanılmalıdır sözünü duyar duymaz bu ortaklaşalık kaderinin aynı şekilde kadınları da kapsamasından başka bir şey düşünemiyor.Tam tersine kadınların bu salt üretim aracı olarak kullanılma durumunu ortadan kaldırmaktır söz konusu olan burjuva bunu kavrayamıyor işte.Kaldı ki bizim burjuvaların komünistlerde güya var olduğunu iddia ettikleri resmi kadın ortaklaşalığından böylesine dehşet duymaları son derece gülünç. Kadın ortaklaşalığını komünistlerin getirmesine hiç gerek yok ki; hemen her zaman vardı o.Bizim burjuvalar resmi fuhuş bir yana çalıştırdıkları proleterlerin karılarına kızlarına sahip olmakla da yetinmeyip asıl kendi karılarını karşılıklı ayartmaktan zevk alırlar.Burjuva ailesi aslında kadınların ortaklaşalığıdır. Komünistler de olsa olsa kadın ortaklaşalığının sahtece gizlisine karşılık resmi ve açık yüreklisini getirmek istedikleri iddiasıyla suçlanmış oluyorlar. Kaldı ki günümüz üretim ilişkilerinin ortadan kaldırılmasıyla ondan kaynaklanan kadın ortaklaşalığının da yani resmi veya gayri resmi fuhuşun da yok olacağı kendiliğinden anlaşılmaktadır.Komünistlere ayrıca vatanı milliyeti ortadan kaldırmak isteme suçu yüklendi.İşçilerin vatanı yoktur. Zaten onların olmayan bir şeyin alınması da mümkün değil. Proletarya önce siyasal iktidarı ele geçirmek kendini ulusal sınıf düzeyine getirmek kendini ulus yapmak durumunda olduğu için kendisi de ulusaldır hâlâ ama asla burjuva anlamda değil.Halkların ulus olarak ayrışmaları ve karşıtlıkları daha burjuvazinin ticaret özgürlüğünün dünya pazarının sanayi üretimindeki tek biçimliliğin ve ona uyan yaşam koşullarının gelişmesiyle zaten giderek yok olmakta.Proletaryanın egemenliği bunu daha da yok edecektir. Birleşik eylem hiç değilse uygar ülkeler arasında olmak üzere proletaryanın kurtuluşu için en önde gelen koşullardandır.Bir bireyin bir başka bireyi sömürmesi ortadan kalktığı ölçüde bir ulusun da ötekini sömürmesi ortadan kalkacaktır.Ulusun kendi içindeki sınıfların karşıtlığıyla birlikte ulusların birbirlerine karşı düşmanca tutumları da düşer. Komünizme dinsel felsefi ve genel olarak ideolojik bakış açılarından yöneltilen suçlamalar daha fazla açıklanmaya değmez.İnsanların maddi varoluş koşullarının toplumsal ilişkilerinin toplumsal varlıklarının onlardaki tasarımları görüşleri ve kavramları kısacası insanların bilincini de değiştirdiğini anlamak için daha derin bir bakışa ihtiyaç var mı?Fikirlerin tarihi manevi üretimin maddi üretimle birlikte değiştiğinden başka neyi kanıtlar? Bir çağın egemen fikirleri yalnızca egemen sınıfın fikirleri olmuştur.Tüm bir toplumda devrim yaratan fikirlerden söz edilir; bunu söylemekle yalnızca eski toplumun bağrında yeninin öğelerinin oluştuğu belirtilmiş oluyor öyle ki eski toplumsal ilişkilerin çözülmesi eski fikirlerin çözülmesini de birlikte getirir.Eski dünyanın yıkılmakta olduğu kavrandığında Hıristiyan dini de eski dinlere baskın çıktı. 18. yüzyılda aydınlanma düşünceleri Hıristiyan düşüncesini alt ettiğinde feodal toplum o dönemde devrimci olan burjuvaziye karşı ölüm kalım savaşı veriyordu. Vicdan ve din özgürlüğü bilgi alanlarında serbest rekabetin egemenliğini dile getirmekteydi yalnızca."Ama" denecektir "dinsel ahlaksal felsefi politik hukuksal vb. düşünceler tarihsel gelişim içinde elbet değişim geçirmiş olmakla birlikte din ahlak felsefe politika hukuk bu değişimde hep kalmıştır.Dahası her toplumsal durum için ortak olan özgürlük adalet vb. ebedi hakikatler vardır. Oysa komünizm ebedi hakikatleri ortadan kaldırıyor dini ahlakı yeniden biçimlemek yerine düpedüz kaldırıyor yani bugüne kadarki tarihsel gelişimlere ters düşüyor."Bu suçlamanın özü nedir? Tüm bugüne kadarki toplum değişik evrelerde değişik biçimler gösteren sınıf karşıtlıkları içinde devinmiştir.Ama hangi biçimi almış olursa olsun toplumun bir kesiminin öteki kesim tarafından sömürülmesi geçen yüzyılların tümünde ortak olan bir gerçekliktir. O halde tüm çeşitliliklere ve farklılıklara karşın o yüzyılların hepsindeki toplumsal bilincin ancak sınıf karşıtlıkları toptan yok olunca tam olarak çözülebilecek belli ortak biçimler içinde devinmesine hiç şaşmamalı.Komünist devrim geçmişten gelen mülkiyet ilişkilerinin en kökten koparılışıdır; onun gelişim sürecinde geçmişten gelen fikirlerle de en kökten bir kopuş olmasına hiç şaşmamalı.Neyse burjuvazinin komünizme karşı yönelttiği suçlamaları bırakalım bir yana.Yukarıda gördük ki işçi devriminde ilk atılacak adım proletaryanın egemen sınıf konumuna yükselmesidir demokrasinin mücadeleyle kazanılmasıdır.Proletarya kendi siyasal egemenliğini tüm sermayenin adım adım burjuvazinin elinden koparılmasına tüm üretim araçlarının devlet elinde yani egemen sınıf olarak örgütlenmiş proletarya elinde yoğunlaştırılmasına ve üretici güçleri büyüklüğünün olabildiğince hızla artırılmasına kullanacaktır.Bu ise ilk aşamada kuşkusuz ancak mülkiyet hakkına ve burjuva üretim ilişkilerine despotça el atmak yoluyla olur yani ekonomik açıdan yetersiz ve geçici de görünse hareketin süreci içinde kendini aşan ve bütün bir üretim tarzının dönüştürülmesinin aracı olan bu vazgeçilmez önlemler yoluyla olur.Bu önlemler kuşkusuz her ülkeye göre değişik olacaktır. Ama en gelişkin ülkeler için şu aşağıdakiler epey ortak olarak kullanım alanına girebilecektir: 1. Toprak mülkiyetinin kamulaştırılması ve toprak rantının devlet giderlerine kullanılması. 2. Yüksek bir artış oranlı vergi. 3. Miras hakkının kaldırılması. 4. Tüm karşı gelenlerin ve ülkeden kaçanların mülklerine el konulması. 5. Devlet sermayeli ve tek tekel olarak Ulusal Banka yoluyla kredilerin devlet elinde merkezleştirilmesi./p> 6. Taşımacılığın devlet elinde merkezleştirilmesi. 7. Ulusal fabrikaların ve üretim araçlarının artırılması arazinin ortak bir plan uyarınca işlenir hale getirilip ıslahı.8. Herkes için eşit çalışma zorunluluğu özellikle tarım için sanayi ordularının kurulması.9. Tarım ve sanayi işletmelerinin birleştirilmesi kent ile kır arasındaki farkın süreç içinde giderilmesinde etkin olmak.10. Tüm çocuklar için kamusal ve parasız eğitim. Çocukların bugünkü biçimde fabrikalarda çalıştırılmasına son verilmesi. Eğitimin maddi üretimle bütünleştirilmesi vb;Gelişme süreci içinde sınıf ayrımları ortadan kaybolunca ve üretimin tümü örgütlü bireylerin ellerinde yoğunlaşınca kamusal zor kullanımının politik niteliği kalmaz. Politik zor kullanımı asıl anlamıyla bir sınıfın ötekilere baskı uygulamak üzere örgütlediği zor kullanımıdır. Proletarya burjuvaziyle mücadelesi gereği sınıf olarak birleşip devrim yoluyla egemen sınıf olduğunda ve egemen sınıf olarak zorla eski üretim ilişkilerini ortadan kaldırdığında böylece o üretim ilişkileriyle birlikte sınıf karşıtlığının varlık koşullarını da bütünüyle sınıfları da ve dolayısıyla sınıf olarak kendi egemenliğini de ortadan kaldırmış olur.Sınıflarıyla ve sınıf çelişkileriyle birlikte eski burjuva toplumunun yerine her bireyin özgür gelişiminin herkes için topluca özgür gelişim koşulu olduğu bir birlik gelir. | |
| | |
| | #4 (permalink) |
| III - Sosyalist ve Komünist Yazın 1. Gerici Sosyalizm a) Feodal Sosyalizm Tarihsel konumu gereği Fransız ve İngiliz aristokrasisi modern burjuva toplumuna karşı yergiler yazmak durumundaydı. 1830'daki Fransız Temmuz Devriminde olsun İngiliz reform hareketinde olsun aristokrasi nefret ettiği o türediye bir kez daha yenik düşmüştü. Ciddi bir siyasal mücadelenin sözü edilemezdi artık. Elinde yalnızca kalem kavgası kalmıştı. Ama yazın alanında da restorasyon[ 5 ] döneminin eski söylemleri olanaksızlaşmıştı. Sempati uyandırmak için aristokrasi görünüşte kendi çıkarlarını gözden uzak tutmak ve burjuvaziye karşı iddianamesini yalnızca sömürülen işçi sınıfı çıkarma düzenlemek zorundaydı. Böylece yeni efendisine taşlamalar düzebilmenin ve kulağına az ya da çok felaket tellallığı fısıldayabilmenin özrünü hazırlıyordu.Feodal sosyalizm bu tarzda çıktı ortaya yarı şikayetname yarı taşlama yarı geçmiş yankısı yarı gelecek uyarısı bu arada acı ve zekice yaralayıcı yargı yoluyla burjuvaziyi kalbinden vurarak ama modern tarihin gidişini kavramadaki tam yetersizliğiyle de gülünç bir etki bırakarak.Halkı arkalarından sürüklemek için ellerinde proleter dilenci torbası sallıyorlardı bayrak gibi. Ama halk onları her izleyişinde kıçlarındaki eski feodal armaları görüp hiç saygılı olmayan ağız dolusu gülüşlerle tüyüyordu.Bu seyirliği en güzel oynayanlar Fransız Lejitimistlerinin bir kesimiyle Genç İngiltereciler oldu.Feodaller kendi sömürü tarzlarının burjuvaca sömürüden farklı biçimlenmiş olduğunu gösterirken yalnızca tümden farklı ve artık zamanı geçmiş koşullar altında sömürdüklerini unutuyorlar o kadar. Kendi egemenliklerinde proletaryanın var olmadığını kanıtlarken feodaller kendi toplum düzenlerinin zorunlu veledinin esasen modern burjuvazi olduğunu unutuyorlar yalnızca.Kaldı ki burjuvaziye yönelttikleri esas suçlama tam da burjuva rejiminde eski toplum düzenini tümüyle havaya uçuracak bir sınıfın gelişiyor olmasına dayandığı için eleştirilerinin genci niteliğini zaten çok az gizliyorlar.Burjuvaziyi bir proletarya yarattığından çok devrimci bir proletarya yarattığı için suçluyorlar.Bu yüzden siyasal pratikte işçi sınıfına karşı alınan şiddet önlemlerinin hepsine katılıyorlar ve günlük yaşamlarında tüm şişirilmiş söylemlerinin aksine altın elmaları toplamanın keyfini çıkarıp sadakati aşkı şerefi bezirganpazarlığında yünle şekerpancarıyla ve alkollü içkiyle takas ediyorlar.[ 6 ]Nasıl papaz hep feodal beyle el ele yürümüşse papazca sosyalizm de feodal sosyalizmle öyle el eledir.Hıristiyan dervişliğine sosyalist bir hava vermekten daha kolay bir şey yok. Öyle ya Hıristiyanlık özel mülkiyete evliliğe devlete de karşı çıkmamış mıydı? Onların yerine yardımseverlik ve dilenme manastır bekareti ve nefsini öldürme çadır hayatı ve kilise diye vaazlar vermemiş miydi? Hıristiyan sosyalizmi aristokratın öfkesine papazın serptiği vaftiz suyudur yalnızca.b) Küçük Burjuva Sosyalizmi Feodal aristokrasi modern burjuva toplumunda yaşam koşulları zayıflayıp tükenen ve burjuvazi tarafından çökertilen tek sınıf değildir. Ortaçağın kentlileşen imtiyazlı köylüleri ile küçük köylülük modem burjuvazinin öncüleriydi. Sanayi ve ticareti daha az gelişmiş ülkelerde bu sınıf yükselen burjuvazi yanında bitkisel yaşamını henüz sürdürmektedir.Modern uygarlığın geliştiği ülkelerdeyse proletarya ile burjuvazi arasında yalpalayan yeni bir küçük burjuvazi oluştu. Burjuva toplumunun bir bütünleyicisi olarak kendini sürekli yineleyen ama rekabet sonucu bireyleri hep proletaryanın içine savrulmakta olan bu küçük burjuvazi üstelik büyük sanayi geliştikçe modern toplumun özerk bir kesimi olma konumunu tümden yitireceği ve ticarette olsun imalatta olsun tarımda olsun yerini postabaşılara ve hizmetkarlara bırakacağı anın yaklaştığını görmektedir.Köylü sınıfın toplam nüfus içinde yandan fazla olduğu Fransa gibi ülkelerde burjuvaziye karşı proletaryadan yana olan yazarların burjuva rejime yönelttikleri eleştiride küçük burjuvazi ve köylülük ölçütünü kullanmaları ve işçilerden yana tavır alırken küçük burjuva bakış açısından hareket etmeleri doğaldı. Böylece küçük burjuva sosyalizmi oluştu. Bu yazında başı çeken yalnız Fransa için değil İngiltere için de Sismondi'dir.Bu sosyalizm modern üretim ili |