Sanat ve Edebiyat kategorisinde Karacaoğlan-Hayatı ve Şiirleri konusu , KARACAOĞLAN Türk halk şairi. Etkileyici bir dil ve duygu evreni kurduğu şiirleriyle Türk halk şiiri geleneğinde çığır açmıştır. 1606' doğduğu 1679'da ya da 1689'da öldüğü sanılmaktadır. Yaşamı üstüne kesin bilgi ...
| |||||||
| Üye Ol | FlashChat | Bloglar | Üye Listesi | Arama | Yeni Mesajlar | Forumları Okundu İsaretle |
| | #1 (permalink) |
| KARACAOĞLAN Türk halk şairi. Etkileyici bir dil ve duygu evreni kurduğu şiirleriyle Türk halk şiiri geleneğinde çığır açmıştır. 1606' doğduğu 1679'da ya da 1689'da öldüğü sanılmaktadır. Yaşamı üstüne kesin bilgi yoktur. Bugüne değin yapılan inceleme ve araştırmalara göre XVII.yy'da yaşamıştır. Nereli olduğu üstüne değişik görüşler öne sürülmüştür. Bazıları Kozan Dağı yakınındaki Bahçe ilçesinin Varsak (Farsak) köyünde doğduğunu söylerler. Gaziantep'in Barak Türkmenleri de Kilis'in Musabeyli bucağında yaşayan Çavuşlu Türkmenleri de onu kendi aşiretlerinden sayarlar. Bir başka söylentiye göre Kozan'a bağlı Feke ilçesinin Gökçe köyündendir. Anadolu'da yaşayan Karakeçili aşireti onu kendinden sayar. Mersin'in Silifke Mut Gülnar ilçelerinin köylerinde o yöreden olduğu ileri sürülür. Bir menkıbeye göre de Belgradlı olduğu söylenir. Bu kaynaklardan ve şiirlerinden edinilen bilgilerden çıkarılan onun Çukurova'da doğup yörenin Türkmen aşiretleri arasında yaşadığıdır. Adı bazı kaynaklarda Simayil kendi şiirlerinden bazısında ise Halil ve Hasan olarak geçer. Akşehirli Hoca Hamdi Efendi'nin anılarına göre Karacaoğlan yetim büyüdü. Çirkin bir kızla evlendirilmek babası gibi ömür boyu askere alınmak korkusu ve o sıralarda Çukurova'da derebeyi olan Kozanoğulları ile arasının açılması sonucu genç yaşta gurbete çıktı. İki kız kardeşini de yanında götürdüğünü Bursa'ya hatta İstanbul'a gittiğini belirten şiirleri vardır. Yine bu şiirlerinden anlaşıldığına göre Bursa'da ev bark sahibi oldu evlat acısı gördü. Anadolu'nun çeşitli illerini gezdiği Rumeli'ye geçtiği Mısır ve Trablus'a gittiği de sanılıyor. Yaşamının büyük bir bölümünü Çukurova Maraş Gaziantep yörelerinde geçirdi. Doğum yeri gibi ölüm yeri de kesin olarak bilinmemektedir. Şiirlerinden çok uzun yaşadığı anlaşılmaktadır. Hoca Hamdi Efendi'nin anılarına göre Maraş'taki Cezel Yaylası'nda doksan altı yaşında ölmüştür. En son bulgulara göre ise mezarının İçel'in Mut ilçesinin Çukur köyündeki Karacaoğlan Tepesi denilen yerde olduğu sanılmaktadır. Karacaoğlan Osmanlı Devleti'nin iktisadi bunalımlar ve iç karışıklıklar içinde bulunduğu bir çağda yaşamıştır. Şiirinin kaynağını doğup büyüdüğü göçebe toplumunun gelenekleri ve içinde yaşadığı yurt edindiği doğa oluşturur. Güneydoğu Anadolu Çukurova Toroslar ve Gavurdağları yörelerinde yaşayan Türkmen aşiretlerinin yaşayış duyuş ve düşünüş özellikleri onun kişiliği ile birleşerek âşık edebiyatına yepyeni bir söyleyiş getirir. Anadolu halkının XVII.yy'da çektiği acılar göçebe yaşantısının yoklukları çileleri çaresizlikleri şiirinde yer almaz. Şiirlerindeki insana dönüklüğünün özünde belirgin olan tema doğa ve aşktır. Ayrılık gurbet sıla özlemi ölüm ise şiirinin bu bütünselliği içinde beliren başka temalardır. Duygulanışlarını gerçekçi biçimde dile getirir. Düşündüklerini açık anlaşılır bir dille ortaya koyar. Acı ayrılık ölüm temalarını işlediği şiirlerinde de bu özelliği göze çarpar. Düşten çok gerçeğe yaslanır. Çıkış noktası yaşanmışlıktır. Ona göre kişi yaşadığı sürece yaşamdan alabileceklerini almalı gönlünü dilediğince eğlendirmelidir. Yaşama sevincinin kaynağı güzele sevgiliye ve doğaya olan tutkunluğudur. Güzelleri yiğitleri över dert ortağı bildiği dağlara seslenir. Lirik söyleyişinin özünde halkının duyuş ve düşünüş özellikleri görülür. Göçebe yaşamının vazgeçilmez bir parçası olan doğa onun şirinin başlıca temalarından biridir. Yaşadığı gezip gördüğü yörelerin doğasını görkemli bir biçimde dile getirir. Dost kardeş bildiği sevgilisiyle eş gördüğü iç içe yaşadığı bu doğa onun için sadece bir mekan olmaktan ötedir. Şiirinin başka önemli bir teması olan aşkın varoluşu doğadaki benzetmelerle güzelleşir. Onunla yaşanan sevinç onun getirdiği acı doğa ile paylaşılır. Sevgili şiirinde doğanın ayrılmaz bir parçasıdır. Şiirlerinde yer yer sıla özlemi ve ölüm temasına da rastlanır. Sevdiğinden ilinden obasından ayrı düşüşü özlemle dile getirir yakınır. Ölüm de ayrılık ve yoksullukla eş tuttuğu bir derttir. Doğa temasının yanı sıra şirinin asıl odak noktasını oluşturan aşk/sevgili kavramını âşık şiirinin geleneksel kalıpları dışında bir söyleyişle ele alır. Onun için sevgili düşlenen bin bir hayal ile var edilen ulaşılmazlığın umutsuzluğuyla adına türküler yakılan bir varlık değildir; doğa ve insan ilişkileri içindedir. Onu yaşamdan ve bu ilişkilerden soyutlamadan verir. İlk kez onun şiirinde sevgililerin adları söylenir: Elif Anşa Zeynep Hürü Döndü Döne Esma Emine Hatice .Karacaoğlan bunların kimine bir pınar başında su doldururken kimine helkeleri omuzunda suya giderken kimine de yayık yayıp halı dokurken görüp vurulmuştur. Gönlü bir güzel ile eylenmez bir kişiye bağlanmaz. Uçarılık onun duygu dünyasının şiirsel söyleyişine yansıyan en belirgin yanıdır. Erotizm şiirine sevmek ve sevişmek olgusuyla yansır. Kanlı-canlı sevgili cinsellik motifleriyle daha da belirginleşir şiirinde etkileyici bir biçimde yer eder. Onun sevgiye ve kadına bakış açısı âşık şiirine yenilik getirir ve bu gelenek içinde etkileyici bir özellik taşır. Tanrı kavramı ve din teması şiirinde önemlice bir yer tutmasa bile bu konudaki yaklaşımıyla da kendi şiir geleneğine yine değişik bir bakış açısı getirmiş ve sonraki kuşaklar üzerinde etkileyici yönlendirici olmuştur. Karacaoğlan yaşadığı çağda yetişmiş başka saz şairlerinin tersine dil ve ölçü bakımından Divan Edebiyatı'nın ve tekke şiirinin etkisinden uzak kalmıştır. Güneydoğu Anadolu insanının o çağdaki günlük konuşma diliyle yazmıştır. Kullandığı Arapça ve Farsça sözcüklerin sayısı azdır. Yöresel sözcükleri ise yoğun bir biçimde kullanır. Deyimler ve benzetmelerle halk şiirinde kendine özgü bir şiir evreni kurmuştur. Bu da onun şiirine ayrı bir renk katar. Bu sözcüklerin bir çoğunu halk dilinde yaşayan biçimiyle söylenişlerini bozarak ya da anlamlarını değiştirerek kullanır. Karacaoğlan halk şiirinin geleneksel yarım uyak düzenini ve yer yer de redifi kullanmıştır. Hece ölçüsünün 11'li (6+5) ve 8'li (4+4) kalıplarıyla yazmıştır. Bazı şiirlerinde ölçü uygunluğunu sağlamak için hece düşmelerine başvurduğu da görülür. Mecaz ve mazmûnlara çokça başvurması söyleyişini etkili kılan önemli öğelerdir. Şiirsel söyleyişinin önemli bir özelliği de halk şiiri türü olan mani söylemeye yakın oluşudur. Koşmalar semailer varsağılar ve türküler şiirleri arasında önemlice yer tutar. Bunların her birinde açık anlaşılır bir biçimde içli ve özlü bir söyleyiş birliği kurmuştur. Pir Sultan Abdal Âşık Garip Köroğlu Öksüz Dede Kul Mehmet'ten etkilenmiş; şiirleriyle Âşık Ömer Âşık Hasan Âşık İsmail Katibî Kuloğlu Gevheri gibi çağdaşı şairleri olduğu kadar XVIII. yy. şairlerinden Dadaloğlu Gündeşlioğlu Beyoğlu Deliboran'ı XIX. yy. şairlerinden de Bayburtlu Zihni Dertli Seyranî Zileli Talibî Ruhsatî Şem'î ve Yeşil Abdal'ı etkilemiştir. Daha sonra da gerek Meşrutiyet gerek Cumhuriyet dönemlerinde halk edebiyatı geleneğinden yararlanan şairlerden Rıza Tevfik Bölükbaşı Faruk Nafiz Çamlıbel Behçet Kemal Çağlar Necip Fazıl Kısakürek Ahmet Kutsi Tecer ve Cahit Külebi Karacaoğlan'dan esinlenmişlerdir. Şiirleri 1920'den beri araştırılan derlenip yayımlanan Karacaoğlan'ın bugüne değin yazılı kaynaklara beş yüzün üzerinde şiiri geçmiştir. | |
| | |
| | #2 (permalink) |
| ANNACINA ALMIŞ KOCA BERİD'İ Annacına almış koca Berid'i Farıdı da deli gönlüm farıdı Hazret Nuh'tan beri kimler var idi Nuh'un tufanını bilin mi meşe Anacına almış koca ardıcı Başına yağar da boranla gıcı Gittin Kâbe'ye de oldun mu hacı Ol Beyt-Şerif'e yüz sürdün mü meşe Şu meşenin bin incecik yolu var Sayamadım yüz bin türlü dalı var Şu dünyanın yüz bin türlü hali var Şu dünyanın halinden bilin mi meşe Karac'oğlan der bu da böyle olsunBaşındaki kuru dalın göğersin Senin bahşışını Bertiz'li versin Ol Bertiz'in halini da bilin mi meşe BAĞLANDI YOLLARIM KALDIM ÇARESİZBağlandı yollarım kaldım çaresizGayrı dünya bana aralandı gelDerildi dertlerim artsız arasızÜst üste dizildi sıralandı gelYârı görse idim haftada aydaSevip ayrılmaktan ne buldum fayda Azrail göğsümde canım hay haydaCiğerimin başı yaralandı gelKarac'oğlan der ki başa yazıldıGözüm yaşı Ceyhun oldu süzüldüKefenim biçildi kabrim kazıldıMezarım üstü kar'alandı gelBANA KARA DİYEN DİLBER Bana kara diyen dilber Gözlerin kara değil mi Yüzünü sevdiren gelin Kaşların kara değil mi Güzel ben seni isterimSeni koynumda beslerim Yüzünü güzel göreyimZülüfün kara değil mi Boyun uzun belin inceYanakların olmuş gonca Salıverirsin kolunca Beliğin kara değil mi Utanırım akar terim Güzellikte yok benzerin En sevgili makbul yerin Saçların kara değil mi Beni kara diye yerme Mevlâ'm yaratmış hor görmeAla göze siyah sürme Çekilir kara değil miHind'den Yemen'den çekilirİner Bağdad'a dökülür Türlü taama ekilir Biber de kara değil mi Göllerde kuğular olur Göğüs ak kara benlidirMısır'da çok zengin vardır Kölesi kara değil mi Pınara konan kuğunun Kanadı beyaz çoğunun Çöldeki Arab beyinin Çadırı kara değil mi İller de konup göçerler Lâle sünbülü biçerler Ağalar beyler içerlerKahve de kara değil mi Evlerinde sular akar Güzelleri göze bakar Hublar yanağına sokar Sünbül de kara değil mi Karac'oğlan der inşallahGörenler desin maşallah Kara donlu Beytullah Örtüsü kara değil mi | |
| | |
| | #3 (permalink) |
| BİR AYRILIK BİR YOKSULLUK Vara vara vardım ol kara taşa Hasret ettin beni kavim kardaşa Sebep ne gözden akan kanlı yaşa Bir ayrılık bir yoksulluk bir ölüm Nice sultanları tahttan indirdi Nicesinin gül benzini soldurdu Nicelerin gelmez yola gönderdi Bir ayrılık bir yoksulluk bir ölüm Karac'oğlan der ki kondum göçülmez Acıdır ecel şerbeti içilmez Üç derdim var birbirinden seçilmez Bir ayrılık bir yoksulluk bir ölüm BİR YİĞİT GURBETE GİTSE Bir yiğit gurbete gitse Gör başına neler gelir Merdin sılayı andıkça Yaş gözüne dolar gelirBağrıma basarım taşlar Akıttım gözümden yaşlar Yavrusun aldıran kuşlar Yuvasına döner gelir Kocadım çekemem nazı Bağrıma dökemem közü Yârin bana kötü sözü Kara bağrım deler gelir Evlerinin önü söğüt Atalardan kalmış öğüt Yârinden ayrılan yiğit Sılasına döner gelir Yaşa Karac'oğlan yaşa Ben söylerim coşa coşa İş düşünce garip başa Düşünerek gider gelir BİTTİ M'OLA ŞAM İLİNİN HURMASIBitti m'ola Şam ilinin hurmasıGitti m'ola ala gözün sürmesi Hama'nın Humus'un telli turnasıTurna yârin selâm saldı gel diyeBitti m'ola Şam ilinin gülleri Aştı m'ola siyecinden dalları Şu sefil Yakub'un şirin dilleri Turna yârin selâm saldı gel diyeBir ağaçta biter kırk yanal alma Birinden gayriye elini sunma Irak yakın diye eğlenip kalmaTurna yârin selâm saldı gel diyeAşına da Karac'oğlan aşına Yeni girmiş on üç on dört yaşınaIrak değil ak pınarın başınaTurna yârin selâm saldı gel diyeÇIKIP YÜCESİNE SEYRAN EDERKEN Çıkıp yücesine seyran ederken Gördüm ak kuğulu göller perişan Bir fıkrat geldi de durdum ağladım Öpüp kokladığım güller perişan Hayal hayal oldu karşımda dağlar Eşinden ayrılan ah çeker ağlar Dökülmüş yapraklar bozulmuş bağlarBülbülün konduğu dallar perişan Yıkılmış dilberin mamur illeri Susmuş bülbül söyler her dem dilleriDağılmış sünbülü solmuş gülleriYüzüne dökülmüş teller perişan Karac'oğlan der ben toy avlamadımArab ata binip boylatamadım Küstürdüm dilberi hoylatamadım Dilberi küstüren diller perişan DİNLE SANA BİR NASİHAT EDEYİM Dinle sana bir nasihat edeyim Hatırdan gönülden geçici olmaYiğidin başına bir iş gelince Anı yad ellere açıcı olma Mecliste ârif ol kelâmı dinle El iki söylerse sen birin söyleElinden geldikçe sen eylik eyle Hatıra dokunup yıkıcı olma Dokunur hatıra kendisin bilmez Asilzadelerden hiç kemlik gelmez Sen eyilik et de o zayi olmaz Darılıp da başa kakıcı olma El âriftir yokla kendi kendiniDağıdırlar duzağını fendiniAlçaklarda otur gözet kendiniKatı yükseklerden uçucu olma Muradım nasihat bunda söylemek Size lâyık olan onu dinlemek Sev seni seveni zay etme emekSevenin sözünden geçici olma Karac'oğlan söyler sözün başarırAşkın deryasını boydan aşırır Seni bir mecliste hacil düşürür Kötülerle konup göçücü olma | |
| | |
| | #4 (permalink) |
| DÖNDÜR BOYNUN BENDEN YANA Döndür boynun benden yana Âşıkını bir az tanı Kurban oldum işte sana Ettim feda ben bu canı Gayrı bana bakma mısın Yangına su dökme misin Sen Tanrı'dan korkma mısın Yok mu kalbinin imanı Karac'oğlan kes dilini Yâre söyleme halini Şaşırma sen bu yolunu Aşkın bâkî yârin fâniEĞLEN HOCAM EĞLEN BİR SUALİM VAREğlen hocam eğlen bir sualim varEdep nedir erkân nedir yol nedir Benim Karac'oğlan olduğum belli Dede nedir abdal nedir kul nedir Yıkılmaz Mevlâ'nın yaptığı yapı Hak Muhammed dini taptığım tapıOn iki bahçede kırk şekiz kapı Eşiğin bekleyen iki kul nedir Gayet ince derler Sırat'ın yolu Yarın ana varanın nic'olur halı Üç yüz altmış altı selvinin dalı Arasında açılan iki gül nedir İkimiz de bir göğnekte dururuz Göğnek perde başka başka yürürüzBiz de anamız evde od ururuzAtaş nedir tütün nedir kül nedir ELÂ GÖZLERİNİ SEVDİĞİM DİLBER Elâ gözlerini sevdiğim dilber Göster cemalini görmeğe geldimŞeftalini derde derman dediler Gerçek mi sevdiğim sormaya geldim Gündüz hayallerim gece düşlerimUyandıkça ağlamağa başlarım Sevdiğim üstünde uçan kuşların Tutup kanatların kırmağa geldim Senin âşıkların gülmez dediler Ağlayıp yaşını silmez dediler Seni bir kez saran ölmez dediler Gerçek mi efendim sormaya geldimSenin işin yiyip içmek dediler Yâran ile konup göçmek dediler Göğsün cennet koynun uçmak dedilerHak nasip ederse görmeye geldim Mail oldum senin ince belineCanım kurban olsun tatlı diline Âşık olup senin hüsnün bağına Kırmızı güllerin dermeğe geldim Karac'oğlan der ki işi doğrusuGökte melek yerde hüma yavrusuSöyleyim ben sana sözün doğrusu Soyunup koynuna girmeğe geldim | |
| | |
| | #5 (permalink) |
| ELÂ GÖZLÜ BENLİ DİLBER Elâ gözlü benli dilber Koma beni el yerine Altın kemerin olayım Dola beni bel yerine Hecine gönlüm hecine Yiğide ölüm gecine Al beni zülfün ucuna Sallanayım tel yerine Gel kız karşımda dursana Şu benim halim bilsene Zülfünden bir tel versene Koklıyayım gül yerine Karacaoğlan der n'olayım Kolun boynuna dolayım Nazlı yâr kölen olayım Kabul eyle kul yerine ELÂ GÖZLÜM BEN BU İLDEN GİDERSEM Elâ gözlüm ben bu ilden gidersem Zülfü perişanım kal melûl melûl Kerem et aklından çıkarma beni Ağla göz yaşını sil melûl melûl Yiğit ey sevdiğim sen seni gözetKarayı bağla da beyazı çöz at Doldur ver bâdeyi bir dahi uzatAyrılık şerbetin ver melûl melûl Elvan çiçeklerden sokma başına Kudret kalemini çekme kaşına Beni unutursan doyma yaşına Gez benim aşkımla yâr melûl melûl Karac'oğlan der ki ölüp ölünceBen de güzel sevdim kendi halimce Varıp gurbet ile vâsıl olunca Dostlardan haberim al melûl melûl ELİF İncecikten bir kar yağar Tozar Elif Elif deyi . Deli gönül abdal olmuş Gezer Elif Elif deyi . Elif’in uğru nakışlı Yavrı balaban bakışlı Yayla çiçeği kokuşlu Kokar Elif Elif deyi . Elif kaşlarını çatar Gamzesi sineme batar. Ak elleri kalem tutar Yazar Elif Elif deyi . Evlerinin önü çardak Elif'in elinde bardak Sanki yeşil başlı ördek Yüzer Elif Elif deyi . Karac'oğlan eğmelerin Gönül sevmez değmelerin İliklemiş düğmelerin Çözer Elif Elif deyi . GENÇ OSMAN DESTANI İbtida yürüyüş oldu Bağdad'a Sıçradı hendeği geçti Genç Osman Vuruldu bayraktar kaptı bayrağıİrişti bedene dikti Genç OsmanKurşunlarım yağmur gibi yağarken Tütünlerim gök yüzünde dönerken Yıkılası Bağdad seni döğerken Şehitlere serdâr oldu Genç OsmanEğerlensin kır atımın ikisin Fethedeyim düşmanların hepisin Sabah namazları Bağdad kapısın Mevlâ izin verdi açtı Genç OsmanGetirdin de Genç Osman'ı görelim Şahbazımız var idüğün bilelim Taht isterse tahtımızı verelim Vezirleri posttan indi Genç Osman Sultan Murat Sultan Ahmed'in çırağıAh edince getirdi ırağı Kudretten çatılı anın yüreği Dal kılıç yazıldı gitti Genç OsmanKarac'oğlan bunu böyle söyledi Askerleri dağı taşı boyladı Bir Bağdad'ı da gayet mehdeyledi Bin yiğide bir baş oldu Genç Osman GÖNÜL KUŞU KALKTI UÇTU HAVAYA Gönül kuşu kalktı uçtu havaya İn gönül dedim de indiremedim Aşıp aşıp gider karlı dağlara Dön gönül dedim de döndüremedimHûma kuşu gibi yüksek uçarsın Pervaz vurup Tercüman'ı geçersin Bin bir türlü dala konup göçersin Gönül sana mekân bulduramadım Âleme sultansın vezirsin kendinAç dedim açmadın ak göğsün bendinYad ellere gönül verdin de döndün Gönül sana akıl erdiremedim Karacaoğlan der nedir çareyeCerrah neyler yürekteki yareye Gönül düştü şimdi kaşı kareye Akar gözüm yaşın dindiremedim GÖVEL ÖRDEK Yeşil başlı gövel ördek Uçar gider göle karşı Eğricesin tel tel etmiş Döker gider yare karşı Telli turnam sökün gelir İnci mercan yükün gelir Elvan elvan kokun gelir Yar oturmuş yele karşı Şahinim var bazlarım var Tel alışkın sazlarım var Yare gizli sözlerim var Diyemiyom ele karşı Hani Karac'oğlan hani Veren alır tatlı canı Yakışmazsa öldür beni Yeşil bağla ala karşı GÜZEL NE GÜZEL OLMUŞSUNGüzel ne güzel olmuşsunGörülmeyi görülmeyiSiyah zülfün halkalanmış Örülmeyi örülmeyi Bahçende gülün güllenmiş Şeyda bülbülün dillenmiş Koynunda memen kirlenmiş Emilmeyi emilmeyi Mendilin yudum arıttımGülün dalında kuruttum İsmin ne idi unuttum Sorulmayı sorulmayı Seğirttim ardından yettim Eğildim yüzünden öptüm Adın bilirdim unuttum Çağırmayı çağırmayı Benim yârim bana küsmüş Zülfünü gerdana dökmüş Muhabbeti benden kesmiş Sevilmeyi sevilmeyi Çağır Karac'oğlan çağır Taş düştüğü yerde ağır Yiğit sevdiğinden soğur Sarılmayı sarılmayı | |
| | |
| Bookmarks |
Sanat ve Edebiyat kategorisinde Karacaoğlan-Hayatı ve Şiirleri konusu , KARACAOĞLAN Türk halk şairi. Etkileyici bir dil ve duygu evreni kurduğu şiirleriyle Türk halk şiiri geleneğinde çığır açmıştır. 1606' doğduğu 1679'da ya da 1689'da öldüğü sanılmaktadır. Yaşamı üstüne kesin bilgi ...
| Konu araçları | |
| Gösterim Modları | |
|
|
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevap | Son Mesaj |
| Fuzuli- Hayatı ve Şiirleri | StOrM | Sanat ve Edebiyat | 13 | 25-07-2008 14:40 |
| Karacaoğlan | x_m.e.e | Biyografiler | 0 | 14-04-2008 23:19 |
| Karacaoğlan | StOrM | Biyografiler | 31 | 25-01-2008 16:12 |
| Can Yücel || Hayatı - Fotoları - Şiirleri - Videoları || | benolmusumnick | Sanat ve Edebiyat | 9 | 22-11-2007 09:19 |
| Aziz Nesin Hayatı ve Şiirleri | SaiNTCLoWN | Sanat ve Edebiyat | 1 | 15-12-2005 18:50 |
Forum saati Türkiye saatine göredir. GMT +2. Şuan saat: 06:18 .
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)